|
HAT SANATI
YAPITLARINDAN SEÇKİN ÖRNEKLER HİLYELER
Müslüman
sanatkârlar, putlaştırılabilecek kimselerin tasvirlerinden şiddetle kaçındıkları
için Hz.Muhammed'in resmini çizmeye cesaret edememişlerdir. Hz.Muhammed
zamanında yaşamış, onu görmüş ve tanımış kişilerin, Hz.Muhammed'in fiziksel
görünüşü, tavır ve hareketlerini anlatan ifadeleri, İmam Tirmizî'nin "Eş-şemâilü'n-Nebeviyye
ve'l-hasâilü'l-Mustafeviyye" ve Kadı Ebü'l-İyaz'ın "Kitâbüş-Şifâ fi ta'rîfi
hukûkıl-Mustafa" gibi kaynak eserlerinde yer almaktadır. İşte Türk hat ve tezhip
sanatçıları, bu gibi eserlerde yer alan ifadelerden yararlanarak, hat ve tezhip
sanatının bütün inceliklerini nüvelerde göstermişlerdir.
Süs, ziynet-
suret, görünüş anlamına gelen "hilye" kelimesi, daha çok Hz.Muhammed'in kutsal
vasıflarını, gözünün ve saçının rengini, vücudunun biçimini, boyunu, sesinin
tonunu, tavır ve hareketlerini özellikleriyle anlatmak için kullanılır. Hilye,
ayrıca dilimizde Hilye-i Şerif, Hilye-i Saadet ve Hilye-i Sebevî şeklinde de
kullandır. İlk Örnekleri 17. yüzyılın sonlarına doğru görülmeye başlayan
bilyelerin klasik formu ilk kez 17. yüzyılın ünlü hat ustası Hafız Osman
(1642-1698) tarafından hazırlanmış ve bugüne kadar çoğunlukla bu formda hilyeler
yazılmıştır. Hilyeler de en fazla Hz.Muhammed'in amcasının oğlu ve damadı Hz.Ali'nin
rivayeti olan metin yazıla gelmiştir.
Bulunduğu yere
bereket, huzur, mutluluk getireceğine ve orayı yangın gibi kötülüklerden
koruyacağına inanılan hilyeler çeşitli boylarda yazılmışlardır. Ceplerde
taşınacak kadar küçük yazıldıkları gibi. iki metrenin üzerinde yazılmış
hilyelere de rastlamak mümkündür.
Bilyeler en çok
sülüs-nesih, muhakkak-sülüs-nesih ve talik hatlarıyla yazılmıştır. Metin
Arapça'dır. Bazen bu metnin sonuna veya arasına Türkçe veya Farsça bir kıta,
bazen de bir beyit yazıldığı görülür.
Hilyeler bir
hattatın veya müzehhibin, konusundaki bilgi ve becerilerini gösterdiği Önemli
eserlerin başında gelir. Hattatların değişik kompozisyonlar uygulayarak hat
sanatının inceliklerini gösterdikleri hilyeleri, yazma eserleri tezhipleyen
müzehhipler de en değişik tezhip örneklerini göstermeye gayret ederek
süslemişlerdir. Klasik üslupla sayılabilecek bilyelerde kağıt özenle seçilmiş ve
insan gözünü yormayacak şekerrenk ve nohudî gibi açık renkler tercih edilmiştir.
Nasıl ki hattat hilyeyi yazarken kağıdın rengini özenle seçmişse, müzehhip de
hilyeyi tezhiplerken kullanacağı renkleri özenle seçip yazının ön plana
çıkmasına gayret etmiştir.
Hilye
tezhiplerinde kullanılan ana renkler, diğer el yazmalarında olduğu gibi zemin
rengi olarak lacivert, altın, kahverengi, bordo, zeytuni yeşil ve siyahtır.
Çiçek ve diğer yardımcı motiflerde kullanılan renkler sade ve uyumludur. Canlı
ve parlak renklerden, göz zevkini rahatsız edeceği düşünülerek mümkün olduğunca
kaçınılmıştır. Hilye tezhiplerinde 18. yüzyıl sonlarına doğru Mekke-Medine
minyatürlerinin de yapıldığı görülmektedir.
Hat sanatı
bakımından birbirinden kıymetli hilyeler, 19. yüzyılda barok-rokoko tarzında
tezhiplenmiş ve bu tezhiplenme tarzında çoğu zaman aşırılığa kaçılarak, yazı bir
bakıma ikinci plana itilmiştir. Ancak, o dönemin modasına uygun şekilde yapılan
ve diğer yazma eserlerin süslenmesinde de kullanılan bu tarzda tezhiplenmiş
hilyelerin bir çoğunda işçilik hiç de yabana atılacak gibi değildir.
HİLYENİN BÖLÜMLERİ
Klasik bir
hilyede bulunması gereken bölümler şunlardır:
1- Başmakam: Hilyeler. grafik düzenlemenin en üst kısmında bulunan baş makamla
ve baş makama yazılan besmele ile başlar.
2- Göbek: Hilye metni göbek adı verilen bölümde başlar ve metnin büyük bir
bölümü buraya sığdırılır. Metnin başladığı göbek kısmı daire dışında, oval ve
dikdörtgen şeklinde de düzenlenmiştir.
3- Hilâl: Tezhiplenen yada yalnızca sıvama altın sürülüp bırakılan bu kısmın her
hilyede bulunması şart değildir ve bilyelerin hepsinde hilale rastlanmaz. Hz.Muhammed
nuru ile Dünyayı aydınlattığı için güneş ve aya benzetilmiş ve hilyenin göbek
kısmında güneş, bunu çepeçevre saran bölümde de hilâl şekli oluşturulmuştur. Bir
hilyenin tezhip bakımından en zengin yeri, hilâlin dışında kalan bölümdür. Bu
bölüme ilk dört halifenin adı sırasıyla yazılmıştır:
4- Hz.Ebubekir
5- Hz.Ömer
6- Hz.Osman
7- Hz.Ali
Bazen Hz. Muhammed'in taşıdığı diğer dört isim (Ahmed, Mahmud, Hâmid, Hamîd) de
yazılabilir. Ayrıca, cennetle müjdelenen on sahabenin adının yazıldığı hilyelere
de rastlamak mümkündür.
8- Ayet: Bu bölüme Hz.Muhammed ile ilgili bir ayet yazılır. En çok rastlanan
ayet. Sure 21, Ayet 107'dir. "Biz seni alemlere ancak rahmet olsun diye
gönderdik" anlamına gelir. "Muhammed'in Allah Resulü olduğuna Allah'ın şahadeti
yeter" (Sure 48. Ayet 28-29) ve "Hiç şüphesiz, sen büyük bir ahlak üzerindesin "
(Sure 68. Ayet 4) anlamındaki ayetler de bu bölüme yazılabilir.
9- Etek: Hilye metninin devamının yazıldığı bu bölüm dua, hattatın imzası ve
tarihle sona erer. Bazı hilyelerde metin göbek kısmına sığdırıldığı için elek
kısmı bulunmayabilir.
10 ve 11- Kolluklar: Bir hilyenin etek kısmının her iki tarafında bulunan ve
çoğunlukla, dikdörtgen şeklindeki bu alanlar da tezhip yapılan bölümlerdir.
12- İç Pervaz: Yukarıda anlatılan bölümleri çevreleyen ve hilyenin büyüklüğüne
göre değişen iç pervazlara tezhip yapıldığı gibi, yalnızca uyumlu bir renk
sürülüp üzerine ince çizgiler çizilebilir veya ebru ile kaplanabilir.
13- Dış Pervaz: Hilyelerde iç pervazlardan sonra, bilyeyi çevreleyen dış
pervazlar da çoğunlukla tezhiplenir ve bazen zerefşan (altın serpme) yapıldığı
gibi, ebrulu kağıt ile de kaplanabilir
Klasik formda
hazırlanan hilyelerin dışında metin aynı olmakla birlikle, alışılagelmiş grafik
düzenlemeye yeni ilaveler yapılarak, ya da tamamen değiştirilerek yeni formlar
üretilmiştir. Bunlar selvi ağaçı, vazolu, taçlı, Hz.Muhammed'in ayak izi
şeklinde veya Ali'li hilye şeklindedirler.
|