|
TEZHİP SANATI
Türk süsleme sanatlarında
önemli bir yer tutan ve hat sanatından ayrı düşünülemeyen tezhip, yazının
'giysisi' olarak kabul edilir. Süsleme öğeleri olarak stilize edilmiş hayvan,
bitki ve bulut motifleri kullanılır. Altın ve lacivert tezhip sanatının uyumlu
iki rengidir.
Altınlamak, altınla süslemek anlamına gelen tezhip,
resim sanatının bir kolu olup, altın ve çeşitli renklerle; din, edebiyat ve
bilimle ilgili el yazmalarını hat (yazı) levha ve albümlerini, ferman, tuğra ve
cilt kapaklarını süsleme sanatıdır.
Tezhip sanatının ayrıca tekstilde de uygulandığını
görmekteyiz. Tezhipte kullanılan boyalar, guaj ve plaka boyalarıdır. Altın ise
ezilip jelatinli su ile karıştırılarak kullanılır. En önde gelen işlevi yazı
süslemesi ve yazının giysisi olarak kabul edilen tezhip sanatında, süsleme
öğeleri olarak stilize edilmiş hayvan, bitki ve bulut motifleri kullanılmış,
değişen beğeni ve okullara rağmen altın ve lacivert uyumu her dönemde ortak
nokta olmuştur.
Türk süsleme sanatlarında önemli bir yer tutan ve
hat sanatından ayrı düşünülemeyen tezhip sanatının uygulandığı el yazmalarının
başında Kuran'lar ve dua kitapları gelir.
Yazma eserlerde en önemli süslemeler, eserin "zahriye"
denilen tanıtım sayfalarında bulunur.
Zahriye; kitabın adı, yazarı ve sunulduğu şahsı
belirten madalyonların, kitabın kime ait olduğunu gösteren "temellük kitabesi"
nin bulunduğu tezhipli veya boş bırakılan, ilk sayfalardır. Genellikle tek
sayfa, fakat özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda, bazen karşılıklı çift sayfa
şeklinde düzenlenen zahriye sayfaları, kimi zaman da yazısız bırakılıp tamamen
tezhiplenmiştir.
Zahriye'den hemen sonra gelen ve metnin
başladığı "serlevha" sayfaları tek olabildikleri gibi, özellikle Kuranlarda çift
sayfa şeklindedirler. Serlevhalarda tezhip, metni içine alacak şekilde üstünde
düz, taç veya mihrap şeklinde olabilir. Bu çeşit serlevhalara "başlık" adı da
verilir.
El yazması Kuran ve diğer eserlerin süslendiği sure
ve bölüm başlarına "serberk" adı verilir. Bu süslemelerin ortasına çoğu zaman
altın üzerine beyaz boya ile surenin veya metnin adı yazılır. Sayfa kenarlarında
bulunan ve gül şekline benzerliği nedeniyle "hizip gülü", "secde gülü", "vakıf
gülü", "cüz gülü", "aşer gülü" ve "sure gülü" diye adlandırılan, rozet şeklinde,
özellikle Kuranların durulacak veya secde edilecek ayetleri hizasında bulunan
süslemeler, bir sayfada bir tane olabildikleri gibi altı tane de olabilirler.
Kuran ve diğer yazma eserlerde bir ayet ve cümlenin bittiğini gösteren nokta
veya "durak'lar da tezhiplenmiş ve şekillerine göre çeşitli isimler almışlardır.
Geometrik şekilde olanlarına "mücevher nokta", altı köşeli olanlarına "şeşhane
nokta", beş yapraklı olanlarına "penç" veya "penç berk", üç yapraklı olanlarına
da "serberk" adı verilir.
Bir el yazması kitapta tezhiplenen son sayfa,
eserin hattatının ve yazılış tarihinin bulunduğu "hatime" veya "bitiş"
sayfasıdır. Bu sayfadaki tezhip diğer sayfalara oranla daha hafiftir. Minyatürlü
el yazmalarında minyatürlü bölümler cetvel içine alınıp dış kenarları
tezhiplenmiştir.
Türk minyatürlerini, Iran minyatürlerinden ayıran
bir özellik, Türk minyatürlerinin kenarlarında hiç bir zaman dolu ve ağır bir
tezhibin olmayışıdır. Türk sanatkarları gerektiği zaman bunun yerine hafif bir "halkâr"
veya "zeref-şan" -altın serpme- uygulamayı tercih etmişlerdir. Minyatürlerdeki
giysi, örtü, duvar ve çadır süslemesi gibi ayrıntılar da çoğu zaman
tezhiplenmiştir.
Tezhip sanatının yazma kitaplardan sonra en çok
kullanıldığı alan, hüsn-i hat levha ve albümleridir.
18. yüzyıldan bu yana levha yazmacılığı büyük
ölçüde gelişmiş ve tezhip sanatının en çok kullanıldığı alan olmuştur. Levha
şeklindeki yazıların etrafına, çoğu zaman açık veya koyu renk zemin üzerine sırf
altınla halkâr tarzı uygulandığı gibi, silme tezhip de yapılmaktadır.
Cilt kapakları tezhip sanatının uygulandığı önemli
bir alandır. 15. yüzyıldan sonra rastlanan cilt kapaklan süslemeciliğinde deri
üzerine, halkâr ve naturalist çiçek buketi ve motiflerinin uygulandığı "şukufe"
tarzı en çok kullanılan süsleme tarzıdır.
Türklerde tezhip sanatı Uygur Türkleri'ne kadar
uzanırsa da bugün elimizdeki en erken örnekler; 12. ve 13. yüzyıl Selçuklu
eserlerinde bulunur. Bu dönemin motif ve desenleri sade ve basittir. Hatayi ve
hayvan kökenli olduğu tahmin edilen "rumi" motiflerin büyük bir ustalıkla
kullanıldığı Osmanlı erken dönemi ve 15. yüzyılda tezhipte büyük bir gelişme
başlar. Bunda sanata ve sanatçıya değer veren Fatih Sultan Mehmet'in önemli rolü
vardır. Dönemin ana renkleri altın, lacivert ve mavidir. Bu renklere ek olarak
beyaz, siyah, yeşil ve kırmızı renkler de uyum içinde kullanılmıştır. 15.
yüzyılın en önemli müzehhibi saray nakkaşı Baba Nakkaş'tır.
16. yüzyıl başlarında II. Bayezıd döneminde, motif
ve desenlerdeki uyum, 16. yüzyılın ikinci yarısı, yani Kanuni Sultan Süleyman
devrine hazırlık niteliğini taşır. Ana renkler altın ve laciverttir. Rumi ve
hatayi motifleri daha çok incelenmiş ve çeşitlenmiş, bulut motifleri
kullanılmaya başlanmıştır. Hasan bin Abdullah dönemin en önemli tezhip
sanatçısıdır. Kanuni döneminde diğer sanat kollarında olduğu gibi, tezhipte de
altın dönem başlar. Klasik motiflerin büyük bir ustalıkla kullanılmasının yanı
sıra, dönemin en önemli müzehhibi Karamemi ile lale, gül, karanfil, sümbül,
selvi ağacı ve bahardalı gibi bahçe çiçek ve bitkilerinin ilk kez süsleme
sanatlarında tanıtıldığı bu döneme tezhipte "Klasik Dönem" adı verilir. Kanuni
döneminin diğer bir önemli üslubu da Şah Kulu tarafından tanıtılan "saz yolu"
üslubudur.
17. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tezhipte
Batı etkisi görülür. Çiçek buketleri ile naaıralist bir üslubun başladığı ve 18.
yüzyıl sonlarına kadar süren bu dönemin en ünlü tezhip sanatçısı Ali Üsküda-rî'dir.
Mekke ve Medine tasvirleri de tezhipte bu dönemlerde kullanılmaya başlanmıştır.
18. yüzyıl sonlarına doğru başlayan ve 19. yüzyıl
sonlarına kadar süren çiçek sepetlerinin, uzun palmet ve kurdelaların
kullanıldığı döneme tezhipte "Türk Rokokosu" adı verilir. Dönemin en ünlü tezhip
ustası Hezagradlı Seyyid Ahmet Ataullah'dır.
Cumhuriyet dönemi tezhip sanatı, bir iki istisna
dışında daha çok levha tezhipçiliği şeklinde gelişmiş, birçok kıtalar, hilyeler
ve celi yazılar ile yazılan kompozisyonlar tezhiplenmiştir. Yazılar etrafına
silme tezhipten çok halkâr tarzı uygulanmıştır ve halen bu tarzda devam
etmektedir. Cumhuriyet döneminin en ünlü tezhip ustaları Muhsin Demironat
(1907-1983) ve Rikkat Kunt'dur (1903-1986).
Eskiden el yazması eserlerin yazılıp tezhiplendiği
yerler öncelikle saraya bağlı ve büyük sanatçıların denetiminde çalışan
nakışhanelerdi. Bu arada çalışmalarını çarşılarda ve özel atölyelerinde devam
ettiren tezhip sanatçıları da vardır.
Bugün tezhip sanatı, Mimar Sinan Üniversitesi,
Marmara Üniversitesi, Dokuz, Eylül Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi'ne bağlı
Güzel Sanatlar fakültelerinin, Geleneksel Türk Sanatları bölümlerinde akademik
olarak öğretilmekte ve bu kurumlarda tezhip konusunda yüksek lisans ve doktora
düzeyinde eğitim de verilmektedir. Bu arada bazı özel atölyelerde de tezhip
sanatı öğretimine devam edilmektedir.
|